ALLAH’I KİM YARATTI

Allah’ı Kim Yarattı

Merhaba değerli Gerçekleri Konuşan Adamlar okuyucuları,
4 gündür üzerinde yoğun olarak durduğumuz önemli ve ciddi bir konuyu titizlikle araştırmaktayız. Ateizm’in en popüler sorularından birisi olan Allah’ı kim yarattı, madde ezelidir, bu dünya tesadüf üzerine var olmuştur gibi soruları tartışma platformlarında, arkadaş ortamında soruyorlar. Bizler Elhamdülillah Müslümanız fakat bazen yanlış konuşmamak için cevap veremiyoruz. Bu durumda Ateist insan kendi savunduğu görüşün bir gerçek olduğuna kendini daha çok inandırıyor. Öncelikle bilmeyen arkadaşlarımız olabileceğini düşünerek Ateizm’i kısa bir şekilde tanımlayalım. 
Ateizm 

Ateizm nedir ?

Ateizm, Tanrı inancının reddidir. Tanrı fikrine dayalı “Teist” dünya görüşünü kabul etmemek demektir. Yani “Tanrı’ya inanmamak”, yada “Tanrı inancının yokluğu” anlamına geldiği söylenebilir.
Ateizm Tanrı’nın “var olmadığına inanmak” demek değildir. Tanrı’nın “var olduğuna inanmamak” demektir. Bu noktaya dikkat ediniz, çünkü bu önemli bir fark. Ateizm bir “inanç” değildir. Fazladan bir açıklama, yada bir öneri sunmaz ateizm. Ateizm yalnızca, belli bir inancın yokluğu demektir.

Allah’ı Kim Yarattı

Sorumuza dönecek olursak Allah’ı kim yarattı sorusuna araştırmalarımız sonucu bir videoda anlatılanları sizlere aktararak halk dilinde anlaşılabilir, bilimsel kelimelerin indirgenmiş bir şekilde yazıya dökülmüş halini sizlerle paylaşıyoruz.
 Hani biz diyoruz ya sanatlı bir eser sanatkarı icap eder. Yani sanat varsa bir sanatkar vardır. Ateistler ise şunu soruyor. Mademki bir sanatın sanatkarı var bu sanatkarı kim yarattı diyorlar. Yani Allah’ı kim yarattı diye soruyorlar. Bu soru tamamen demagojiden ibarettir. İnsanların vesveseye düşmesi için sorulan bir sorudur. Bu insana Allah dediğimizde Allah’ı maddesel olarak düşünüyor. Bu insan  kendini materyalist olduğunu düşündüğü için her şeyi gözle görmek istiyor ve Allah’ı da maddesel olarak düşünmeye çalışıyor. Yani ezeli olan Allah’ı kabul etmiyor çünkü Allah’ı kabul etse sorumlulukları olacak.

Şimdi bu insanlar ile konuşmaya başladığımızda görüyoruz ki Allah’ı tanımıyor, isimlerini bilmiyor, Allah’ın ne olduğunu bilmiyor kendini etrafta gördüğü şeyler ile sınırlandırmaya çalışıyor. Şunu kabul etmeliyiz ki insanlar acizdir. Neden mi ? Yerde yürüyen karıncaların sesini duyamıyoruz çünkü Kulağın belli frekanslar ile dizayn edilmiş. Ve bir şeyleri göremiyorsun. Uzakta olan şeyleri göremiyorsun yada avucunun içindeki mikroskobik canlıları bile göremiyoruz. Gelecekten bir bilgin yok, geçmişine müdahale edemiyorsun, beyinsel fonksiyon olarak, duygusal olarak sınırlıyız biz. Biz sınırlı iken sınırsız, sonsuz dediğimiz kavramı, kavramaya çalışıyorsun. Kusura bakma kavrayamazsın. Çünkü 30 kilo tartan bir tartıya 100 kilo koysan 30 kilo gösterecektir. Yani senin kafandaki sonsuzluğu kavrama  mantığı bu siklet, bu ağırlığı kaldırmaz. Biz bu soruyu insana maddeyi kim yaptı diye soruyoruz verdiği cevap ise şu ”Olur mu ya madde ezelidir’.  Tamam o zaman  madde özne, maddeyi çıkar Allah’ı koy Allah ezelidir ve hep vardır. Bunu diyemiyor. Niye ? Çünkü bunu dedirtmemek için bu soruyu soruyor. Bir şey ya ezelidir hep vardır yada sonradan olmuştur. Bakıyoruz maddeye yaratılmış, yaratılmış ise ezeli değildir. O halde yaratılmış. Yaratılmış ise bir yaratanı vardır. 

Şöylede diyebiliriz yaratılan yaratıcı olamaz. Eğer Allah yaratılmış olsaydı yaratıcı olamazdı.  Ayet-i kelimede şöyle buyuruyor ” Cenab-ı hak zamandan ve mekandan münezzehtir. ” Yani zamandan ve mekandan ayrıdır. Biz onunla sınırlayamayız. Zamanı yaratan kim diyoruz biz? Allah yarattı diyoruz. Eğer Allah kendi yarattığı şeye bağlı olursa yaratıcı olamaz. Mekana bağlı olsa yine yaratıcı olamaz. O halde bizim bulunduğumuz mekanın dışında değerlendirmemiz lazım fakat biz mekan ve zaman ile sınırlı olduğumuz için bunu kavrayamıyoruz. Yani tekrar ediyoruz BİZ SINIRLIYIZ, BİZ SONLUYUZ, SONSUZU KAVRAMAYA ÇALIŞIYORUZ. kusura bakmayın kavrayamayız. Son olarak şunu belirtmeliyiz. ‘‘Her şeyi maddede arayanların akılları göze inmiştir. Göz maneviyatta kördür..” yani her şeyi maddede ararsan körsün sen görmüyorsun..
Bu yazıyla ilgili diğer makaleleri okumak için BURAYA TIKLAYINIZ.
Gerçekleri Konuşan Adamlar ekibi.
Kuran-ı kerim
  

Beden Dili Kullanarak İş Sahibi Olun

Beden Dili Kullanarak İş Sahibi Olun

Merhaba Gerçekleri ”Konuşan Adamlar” okurları,

İş hayatının en büyük gerçeklerinden biriside mülakatları geçebilmektir. Dünyadaki ahiret denebilecek bir noktada olan mülakatlarda size sorulan sorulara verdiğiniz cevaplar kadar o cevaplarla birlikte uyguladığınız beden dilidir. Ağzınızdan dökülen cümleler ile bedeninizin ters orantılı olarak davranması sizi ve karşıda ki yöneticiyi çelişkiye düşürür. Size yardımcı olmak için bir işe başvurma sürecinden başlayıp giyinme, vakit ayarı, beden dili kullanımı ve işi alma evresine kadar olan bütün adımları araştırmalarımız sonucu sizinle paylaşacağız. Bu yazımızdan hemen sonra MÜLAKATLARDA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI adlı makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.

Beden dili

1- Mülakata Çağrılma

Cw’nizi yolladığınız X firmasından bir mail geldi ve sizi belirli bir tarihte görüşmeye çağırdı. Bu güzel bir başlangıç. Yapmanız gereken ilk şey o firmanın hakkında önemli bilgileri öğrenmek olacaktır. Bunun için Google’dan yardım alabilirsiniz. Neleri araştırabilirsiniz bir bakalım.
  • X Firması kaç yılında kuruldu ?
  • X Firmasının kaç çalışanı var ?
  • X Firması uluslararası bir kurum mu ?
  • X Firmasının vizyonları nelerdir ?
gibi soruların cevaplarını bilmek size artı bir hareket olarak geri dönebilir. Mutlaka gitmeden önce bu bilgileri edinin, bazı bilgiler hayat kurtarır.

2- Ne giyeceğim ?

Bu soru gittiğin kuruma göre değişkenlik gösterebilir ama biz bir kaç örnek verelim. uluslar arası bir firmada pazarlama müdürü olarak işe başlamak için başvurdunuz ve mülakat günü geldi. Takım elbise giymek hoş bir görüntü katabilir. Kravat takmak çok resmi olabilir. Takıp takmamak size kalmıştır. Her hangi bir firmada işçi olarak çalışmaya başlayacaksanız, tamamen spor giyinmenizi tavsiye ederiz. Her zaman rahat elbiseler giymenizi öneririz. 

3-Mülakata gelme zamanı

Çağrıldığınız firmanın yerini biliyorsunuz ve saat 15:00’da görüşmeniz var.  Görüşeceğiniz yere gitmeden bir saat önce yemek yemenizi ve ağzımızı kokutan yiyeceklerden kaçınmanızı tavsiye ederiz. Yanınızda naneli sakız bulundurmanız iyi olacaktır. Görüşme stresi ile sigara üstüne sigara yakmanız durumunda ağzınızın kokmasına ve sigaranın üstünüze sinmesine yol açan olumsuz bir sonuç olacaktır. Eğer sigara kullanıyorsanız görüşmeden yarım saat önce 1 tane içebilirsiniz. Yavaş yavaş içerseniz ağzınız fazla kokmayacaktır. Firmaya görüşmeden 10 dakika önce gelmeniz uygun bir zamanla dilimidir. Firmaya girdiğinizde sağınızda yada solunuzda sizi sekreter karşılayacaktır. Hafif tebessüm ile ona görüşmeye geldiğinizi belirtmeniz uygun olacaktır. Onun haber vermesini bekleyene kadar orada ki bir koltuğa oturabilirsiniz. 

4- Görüşmeye başladınız

Vakit geldi ve X firmasının yöneticisi sizi içeriye davet etti. Odaya girdiğiniz zaman hemen bir yere oturmak hoş karşılanan bir davranış değildir. Bekleyin ve onun sizi buyur etmesini bekleyin. Size soracağı ilk sorulardan biri ne içersiniz ? olacak ve sizde buna hayır ben almayayım teşekkür ederim demeyeceksiniz. Görüşmelerde içeceği geri çevirmek hoş bir davranış değildir. Oraya en uygun içecek çay olabilir. Eğer çayı sevmiyorsanız ben su alabilirim demeniz olabilir. Otururken her zaman dik durmaya önem gösterin. Beden dili yorumcularında yapılan açıklamalarda belimizin eğri olması yada başımızın öne doğru bakıyor olması  öz güven sahibi olmayan, çekingen biri anlamına geliyor ki siz oraya tuttuğunuzu koparmaya gittiğiniz için dik durun ve çok abartılı görünmeyecek şekilde bacak bacak üstüne atın. Rahat tavırlar sergileyin ama fazla gevşek olmayın. 

5- Gülümsemenin faydaları

Görüşmenin bekası için sürekli hafif tebessüm eder halde olunuz. Ortamın yumuşaklık derecesini siz ayarlayın. Bazen size tuzak sorular, terleten sorular sorulur. Bazende sizin sinirinizi ölçmek amaçlı sizi kızdırabilecek soruları size soracaklardır. Siz duruşunuzdan ödün vermeyin ve hep tebessüm ederek cevaplarınızı verin. Karşınızda bu işin eğitimini almış profesyonel bir kişi var ve bir psikolojik savaşa giriyorsunuz eğer bu savaşı kazanırsanız yeni işinize merhaba diyebilirsiniz.

6-Sorulara verilen cevaplar

Görüşmenin amaçları arasında sorular, gözlemler, ve beden dili vardır. Bunların en büyük etkisi arasında sorulan sorulara verilen cevap vardır. Bu konuyu daha detaylı okumanız için dün hazırladığımız  MÜLAKATLARDA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI adlı makalemizde bunun cevabı vardır.

7- Beden dili gözlemleri

İnsan kaynakları yöneticisi ile otururken oturuşunuz, bakışlarınız, ve el hareketleriniz çok önemlidir.  Yönetici sizinle diyalog halinde ise  gözlerinizi sakın ondan kaçırmayın. Konuşmanın sonuna kadar dikkatli bir şekilde dinlemeniz iyi bir dinleyici olduğunuz ve karşınızdaki insanı dikkate aldığınız izlemini verir. Ellere gelince ellerinizi bir birininin içine geçirmeniz alternatif duruşlardan bir tanesidir. Kollarınızı birbirine bağlamanız demek iletişime kapalı olduğunuz anlamına gelir. Konuşma boyunca dik durun hafif tebessüm edin. Ve kollarınızı bir birine bağlamayın. Bazı sorular çok kolay sorulur. Bunlar tuzak sorular olduğunu düşünürüz fakat değildir. Örneğin ”Bugün ayın kaçı ? ” gibi sorular ile karşılaşırsanız hiç şaşırmayın. 
Umarım faydalı olabildik. Gerçekleri ”Konuşan Adamlar” saygıyla sunar.
Beden Dili

Fly Lounce Nasıl Bir Yer

#Fly lounce#

Merhaba arkadaşlar size geçen hafta yaptığım Edirne ziyaretinde gözlemlediğim bir club’le ilgili gözlemlerimi ve araştırmalarımı yazacağım. Eğer gitmek isteyen arkadaşlarımız varsa buradan bir ön araştırma yaparak mekan hakkında bilgilenmeleri adına yazacağım bu yazıyı. Fly lounce mekanının en dolu günleri salı ve cumartesi olduğunu öğrendim. Mekanın sloganı ise ”Salısallanır” olarak biliniyor.

Fly Lounce Logo

Nasıl bir yer ?

Edirne’ye ziyaret için gittiniz ve bir clube gideceksiniz. Hiç bir yer bilmiyorsunuz ve orada ki arkadaşlarınızdan bir tavsiye aldınız. Bu büyük ihtimalle Fly lounce olacaktır. Mekan hakkında biraz bilgi vermek gerekirse Rezervasyon yaptırmadan giremeyeceğiniz bu clube girişler ücretsizdir. Sizi kapıda bekleyen korumalar kesici alet, silah ve gizli alkol sokmaya karşı arıyorlar. Biraz rahatsız edici gibi dursa da yapılması gerekenin bu olduğuna inanıyorum. Mekan 300 kişi alabilir gibi duruyor. Tek tek sayma fırsatı olmadı tabi. 10 tane koruma saydım. Dj Emrah iş adında bir dj’lere sahip olan clup her hafta başka Dj’ler getirebiliyor. Mekana girdiğinizde fotoğraflarda da gördüğünüz gibi Beyaz masalar sizi karşılıyor. Arkadaş ortamıyla gidilip eğlenilecek bir mekan olan Fly lounce gerçekten elit ve sizi kendine çeken bir mekan. Birazda olumsuz yönlerinden bahsedelim.

Fly Lounce’de Salısallanır#

Fly louncede en haraketli gün olarak salı günü seçilmiştir. Daha sonra cumartesi günleri onu izlemektedir. Salı gününe hazırlıklar 15 gün önceden başlıyor. Rezervasyonlar 1 hafta kala doluyor. Eksikler tamamlanıyor. Dj’ler ayarlanıyor. Ve Salı günü geldiğinde her şey hazır hale gelmiş oluyor. 150 binlik Edirne’nin en güzel gece klubü seçilen Fly Lounceyi tekrar ziyaret etmeyi ve eğlenmeyi istemem desem yalan olur aslında.
Fly Lounce Salı günleri

Fly Lounce’de Tat kaçıran olaylar 

İçkilerin parası nakit alınıyor. Sigara içmenin serbest olduğu mekanda şansıma polis kontrolü oldu. Sigaraları söndürmemiz rica edildi. Öğrendiğim kadarıyla sahibinin cinayete karıştığı söyleniyor.
Korumalı bir mekanda korumalar rahatsızlık verici hareketler yapabiliyor bazen. Fakat bu mekanın güzelliğine gölge düşürmemeli.

Bir Fotoğrafcı gece boyu insanlardan izin alarak fotoğraflarını çekiyor ve bir daha ki hafta mekannın içinde bulunan ekranda yayınlanıyor. Facebook, Twitter gibi sosyal medyada da bu fotoğraflar yer alıyor. Yani Fly Lounce güzel, nezih, bir mekan. Gitmenizi tavsiye ederim. Ama Edirne’ye gidince ilk gidilmesi gereken yer Selimiye Camii olmalı.

İyi bloglar..

Fly lounce iç görünüm

İddaa’dan Para Kazanmanın Sırları

Bir umuttur iddaa

Öncelikle yazımızı atlayarak okursanız hiç bir şekilde bu makaleden bir bilgi ögrenemessiniz. Sıkılmadan okuyun ve en sonunda cevaba ulaşacaksınız. Ülkemizin en büyük şans oyunu kategorisine giren İddaa oyunu her geçen gün popüleritesini giderek arttırarak oynanmaya devam ediyor. Futbol başta olmak üzere basketbol, voleybol, hentbol gibi oyunları kapsayan iddaa gençlerin ve özellikle üniversitelilerin bir çıkış kapısı olmuş durumda. Peki iddaa nasıl oynanır ve iddaa’dan nasıl para kazanılır.

”Umut Fakirin ekmeği”.

Soru işareti

İddaa Nasıl oynanır ?

Öncelikle iddaa’nın nasıl oynandığından bahsedelim. Günümüz teknolojileri sayesinde artık bayilere gitmeye gerek kalmıyor. 18 yaşını doldurmuş her insan üyelik yaparak internet üzerinden iddaa oynayabiliyor. Bir kaç örnek site vermek gerekirse ;
  • Nesine.com
  • Bilyoner
  • Tuttur.com
Bu siteler iddaa’da önde gelen sitelerdir. Günde binlerce müşterisi olan siteler bir çok kolaylık sağlıyor. Hangi maç ne kadar oynanmış % kaç hangi takıma bahis yapılmış, kim ne demiş, en çok kazanan insan o maça hangi bahsi vermiş gibi özellikler var. O maç hakkında düşündüğünüz bahsi seçerek ve yanına gerektiği kadar maç ekleyerek oynayacağınız tutarı belirledikten sonra onaylıyorsunuz. Tabi bunun için bir banka hesabına sahip olmanız gerekiyor. Oynanmasından pek bahsetmeyeceğim çünkü oynamanızı tavsiye etmiyorum.

Nasıl para kazanabiliriz ?

Üniversitelilerin başta olmak üzere herkesin çok istediği kazanma arzusu ve para hırsı insanları iddaa oynamaya yönlendiriyor. Tabi ki para kazanmak hiç bir yerde kolay olmadığı gibi iddaa oyununda da kolay değil. İddaa risk yönetimi olarak bilinen ve maçlara oranları  veren ekipler oldukça kurnazlar. 
Genel bir araştırma  ve izlenim olarak elde ettiğim önemli sonuçlar şunlar. Öncellikle genel olarak Futboldan para kazanan insanların 30 ile 40 yaş arasında ki insanlar oldukları biliniyor. Gençlerin yani iddaanın kalbini oluşturan kesim ise Basketbol  oyunundan para kazanıyor. Tabi ki bu sonuçlar kesin diye bir şey yok. Futboldan para kazanan genç ve basketboldan para kazanan orta yaşlı bir insan da oluyor. Madem oynayacaksın şunu belirteyim ilgi alanına göre iddaa kategorini belirle. Hem Futbol hem basketbol oynamak her yiğidin harcı olmasa gerek. 
Basketbol biraz daha para kazanılası bir oyundur iddaa da. Ne var ki iddaanın son dönemde şike yaptığı iddaaları gittikçe büyüyor. Basketbol maçlarında belirlenen Alt üst baremleri öyle bir seçiliyor ki, ya bir sayıyla üst yada bir sayıyla alt biten maçlar dikkatlerden kaçmıyor. Ve bu maçların oranı hiçte az değil.
Sistem dediğimiz olayla biraz daha para vererek daha garanti düşük miktarda kazanabilme şansınız artıyor. Hala nasıl para kazanıldığını söylemedin diyen arkadaşlarım yazının devamını okuyun. Siz kazanacaksınız

İddaa Pişmanlıktır !

Nasıl mı para kazanırsınız ? İddaa oynamayarak yada iddaayı bırakarak. Ben 5 yıl boyunca iddaa oynamış biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki iddaaya verdiğim parayla bir araba almıştım. Ve herkes bunu söyleyebilecek kadar parasını verdi iddaaya. Kazanmıyor musun kazanıyorsun ama kazandığını da tekrar bahis yapıp kaybettiğinde zararda sen oluyorsun. Her gün en kötüsünden 5 liralık bir kupon yapan bir insanın yıllık gideri 1.800 liradır. Emin olun bir yıl boyunca verdiğiniz bu paranın yarısını bile  kazanamıyorsunuz. Arkadaşlar size son bir sözüm var. İddaa pişmanlıktır.
İDDAA PİŞMANLIKTIR !! OYNAMAYIN
İddaa Risktir

İşaret dili ile ilgili bilinmesi gerekenler

İşaret dili

Dün gece Facebook’ta dolaşırken bir dubsmash sayfası gördüm. Biraz göz attım. Bu diğerlerinden farklıydı. Farı şuydu herkes yaptığı videoları atarken o işaret dilinide kullanarak videoyu izleyicileriyle buluşturuyordu. Kız engelli değildi. Adı özlemdi sanırım. Anladığım kadarıyla babası engelliydi. O da babasıyla iletişim kurmak için işaret dilini öğrenmişti. Ve nasıl bir duygu olduğunu biliyor olmalı ki diğer insanların iyiliği için böyle bir uygulamaya gitmiş. Açıkcası çok etkilendim ve durup düşündüm. Ben neden ögrenmeyeyim. Belki ileride bazı insanlara bir faydam dokunur dedim. Mantıklı geldiği fikir.

İşaret dili KonuşanAdamlar

Bir Dil Bir Lisan

 Hemen Youtube açtım ve işaret dili öğrenme başlığı altında arama yaptım. Karşıma çok sayıda açıklayıcı, öğretici ve basit videolar geldi. 30 dakikalık bir videoyu izledim. Alfabeyi, aile fertlerinin nasıl gösterildiğini, selamlaşmayı, hatır sormayı gibi başlangıç için gerekli olan bilgileri öğrendim. Ve çok hoşuma gitti. Bundan sonra ki süreçte vaktim oldukça videoları izleyeceğim. Bir dil bir lisan deniyor. İşaret dilide bir dildir. Neden ögrenmeyelim ?İngilizce, Rusça, Almanca öğrenmek için çaba sarfediyoruz. Neden ? Daha nitelikli biri olabilmek, daha çok para kazanabilmek, daha bilgili olmak… İşaret dilini öğrenmek bize daha fazla şey katacak.  İnsanlara yardımcı olabilmek kadar meziyetli bir dil daha yok. Bende kendimce işaret dilini öğrenmek adına başlatılan ve sloganı ”Engelleri kaldırıyoruz” olan kampanyaya kendimce bir şeyler katmak istedim. 


Türkiye’de azımsanmayacak kadar engelli arkadaşımız ve kardeşimiz var. Onlar için otobüslerde özel koltuklar, seçimlerde özel araçlar tahsis ediliyor. Belki devlet bunu yapmak zorunda olduğu için yapıyor. Ama bizde içimizden geldiği için bir şeyler yapalım. Onların gülmelerine sebep olacağımız bizi manevi olarak onlardan daha çok mutlu edeceğini unutmayalım.


Belki bu yazıyı Konuşan Adamlar |Mizahın dibi blogunda 100 kişi okur belki 1000 belki de 10. Sayı önemli değil pek. Bir kişi etkilenip işaret dilini öğrenmek isterse bende bir katkıda bulunmuş olacağım ve bundan mutluluk duyacağım. Eğer gerçekten öğrenmek isteyen arkadaşlarım olursa alta yorum bırakabilirler. Onları rahat bir şekilde ögrenebilecekleri videolara yönlendirmeye çalışacağım.


İşaret dili ile engelleri ortadan kaldırıyoruz. Konuşan Adamlar | Mizahın Dibi saygılarımızla.


İşaret dili KonuşanAdamlar

Neden bu kadar komiğiz ?

Neden bu kadar komiğiz ?

Komedi, eğlence hakkında makale yazma gereği duydum. Neden mi ? Artık her televizyon kanalında bir komedi programı ve hepsinin başında bir komedyen. Türk sinemasının 100. Yılında vizyona giren ve girecek olan filmlere baktığımızda artık bir kaç film dışında sinemanın komedi filmlerinin etkisi altına girmesi, televizyonların komedi programlarıyla donatılması, daha çok karikatür, mizah dergisi satılması gibi bir çok gelişmenin son 2 yılda tavan yapması dikkatimi çekti. Tabi ki gülmek kadar güzel bir şey yoktur bence.  Peki sizce neden komediye yönelme bu kadar arttı ?

Komik mi ?

 Bu kadar zor ve zahmetli işi yapmak için neden televizyon kanalları, sinema yazarları bu kadar emek sarf ediyor. Facebook’ta neden komedi sayfaları en çok beğenileri alıyor? 
Bana göre bunların tek bir sebebi var. Gelişen neslin artık gülmeye daha çok önem verdiği ve beklemeyi sevmemeleridir. Düşünsenize internet sitesinin 4 saniye geç açılmasını beklemeye tahammül edemeyen nesil duygusal, aşk filmlerini neden izlesin ? Bir internet sitesine girdiğinizde bilgiyi hızlıca sömürüp çıkmak artık alışkanlık haline gelmiş. Kim ne yazmış insanlar bunu önemsemiyor. Aradığı bilgiyi okuyup daha cümle bitmeden internet sitesini kapatan bir nesilden bahsediyoruz. Bu teknoloji 30 yıl önce olsaydı aynı olur muydu bilinmez ama bilinen bir gerçek var aşk, dram,  fakir zengin dizileri, duygu dolu filmler insanları tatmin etmiyor. Bir sinema bileti aldığımızda kız arkadaşımızla romantik bir an yaşamaktan başka ne şekilde duygu yüklü bir filme kaç genç gidiyor? Artık videolarda ilginç, komik görüntüler izlediğimizde, bu komik mi şimdi ? Laflarını duymaya başlıyoruz. Çıtayı yükselttik ama ne kadar iyi oldu bilmiyorum.
 Hal böyle olunca yönetmenlerde bunun farkına varmış olacak ki komediye yöneliş bu kadar arttı.

 Sinemayada göz attık. Hangi filmler popüler diye baktığımızda yine ilk 5 filmin 3’ü komedi filmleri.
Sinemada şu anda popüler olan filmler Çakallarla dans 3, Yusuf Yusuf, Daha vizyona girmemesine rağmen sabırsızlıkla beklenen Ali kundulli adlı film sinemanın öne çıkanları arasında.

En çok kim kazanıyor ?

Peki televizyonda eğlence programları sunan kişilerden hangileri en çok kazanıyor. Cevabı tahmin etmek bu kadar zor değil sanırım. Türkiye’de eğlence programı deyince akla Beyaz Show geliyor. Beyaz’ın tahtı sallanmıyor. 2014’de en çok kazanan komedyen Beyaz Show olurken ikinci Sırayı Okan Bayülgen aldı. Bunun yanı sıra 3 adam büyük bir çıkış yapmasına rağmen tutunmak da zorluk çekti.

1 Beyaz Show
2 Arkadaşım hoşgeldin
3 Güldür Güldür
4 Okan bayülgen
5 üç Adam

Şu anda en çok reyting yapan 5 program bu şekilde sıralanıyor.
Komedyenler deyince kendi sıralamamı da es geçmek istemedim. Bana göre Türkiye’nin en iyileri.

Cem yılmaz

1 Cem yılmaz
2 Tolga Çevik
3 Ata Demirer
4 Şahan Gökbakar
5 Hayrettin Türk

Peki sizin favorileriniz hangileri ?

Bu Nasıl Bir Gün ?

Mutlu Pazar evrenseli 


Haftanın en huzurlu ve en huzursuz günü nasıl olurda aynı gün olur ? İş, okul gibi maddi zorunlulukların saf dışı kaldığı Huzur dolu bir kahvaltı, iyi demlenmiş bir çay, poğaçaların sıcaklığı ile aile sohbetinin birleştiği bir güne başlangıç nasıl kötü olabilir ki ? Ailelerin geleneksel pazar günleri.. Evet pazar günleri. Piknikler, ev temizlikleri, güzel kahvaltılar, akraba ziyaretleri… Hepsinin bir güne sığdırdığımız pazar günlerine şöyle bir göz atalım mı ?

Ev temizlikleri dışında bayanlarımız, için pazar günleri vazgeçilmez bir gelenek. Aile ile birlikte sosyalleşmek, kültürlerin pekişmesi adına harika bir gün. Sabahları erken kalkılan ve o haftanın bütün günlerine nispet yaparmışçasına o günü özel kılan kahvaltılarda hazırlanan yiyecekler diğer günleri önemsiz kılar gibi sanki.. Hele bide ailenin bütün fertleri evde ise ve o haftanın konuşmasını bir sabaha sığdırmak gerekiyorsa kahvaltı farklı bir renge bürünüyor, bütün ihtişamı ile bizlere bir daha ki pazarın ipini çekmemiz için göz kırpıyor.

Pazar Kahvaltısı

Kahvaltı Evrenseli

Bir de kahvaltıdan sonra o güne iyi başlamak için teknolojiden biraz faydalanmakta fena olmaz sanki. Nasıl yani diyenler için konuşan adamların reçetesi ; Bir adet televizyon, sıcak bir ortam ve unutulmaz türk dizileri.. Bunları bir araya getirince mutluluğun formülü gibi bir etki oluşuyor genellikle. Bunu denemelisiniz.

Uyku. konuşanadamlar
Uykulu Pazar Evrenseli
Tabi ki yabana atılamayacak bir şık daha var. Uyumak! Bütün haftanın belki de önceki haftanın mesaisini yapmış olmayla birlikte 2 haftanın yorgunluğunu atmak isteyenlerin çözüm yolu. Genellikle elektrik süpürgesiyle uyanılan bu günler. Bunun için bir çözüm ürettik aslında. Yakında meclise önerge sunacağız ve meclisten geçerse yürürlüğe koyulacak. Diyoruz ki bu cumartesi ile pazar günlerinin arasına bir gün daha koyalım. Adı ne olacak diye dert etmeyin biz onura düşündük. ”Zıbartesi” Bence çok mantıklı yani. Uyumak isteyenler zıbar tesi yatsın uyusun. Sonuçta ‘Uyku insana verilmiş bir mucizedir’.

piknik. konuşanadamlar
Sosyal Pazar Evrenseli

Bu günlerde genelde boş geçirilen zamanlar daha fazladır. Peki pazar günlerini nasıl değerlendirebiliriz. Eğer yoğun bir iş hayatınız var ise diğer günlerin acısını çıkartırcasına uyuyun. Eğer öğrenci iseniz sinemaya gitmek, yürüyüş yapmak, tuttuğun takımın maçına gitmek, sanal ortamda vakit geçirmek, bisiklet kullanmak, arkadaşlarınızla vakit geçirmek gibi birçok etkinlik mevcut durumda. Eğer evli bir bayan iseniz Eşiniz, varsa çocuğunuz veya çocuklarınız ile sahile, kuş seslerinin canlandırdığı sakin parklar veya ormanlar sizin için uygun olurken, eşinizle baş başa bir akşam yemeği de bu günü çekici kılmak için yeterli değil mi ? 
Mutsuz Pazar Evrenseli

Bu evrensel de genel olarak mutsuz son olarak tabir edilen süreç. Her şey güzel kahvaltı, aile bütünleşmesi, gün boyu uyku, doğa yürüyüşü gibi çoğaltabileceğimiz bu güzel anlarında bir sonu var maalesef. Pazartesi sendromu! Tanıdık geldi mi ? Yeni bir haftaya başlangıç. Sevdiğiniz insanı görmeyecek yada işinizde kariyer atlamayacaksanız o günün bir anlam ifade etmesini beklemeyen kimseden. O gün yanlış seçilmiş. Ama merak etmeyin dediğimiz gibi bu sorunu zıbar tesi ile çözmeyi planlıyoruz. 
Ama meclise gidene kadar bu kötü pazar sonu sendromunu yaşamaya mahkumuz. Bu yazıyı pazarı pazartesiye bağlayan gece yazdım ki duygularımı gözlemlerimi daha coşkulu yaşayayım. Hissetmek istedim. Ama eğer pazar günü güzel bir başlangıç yaptıysanız gerisinin pek bir önemi yok bence.
Sen hangisini yapıyorsun ? Öğrenmek isterim. İyi bloglar