PROFESYONEL DEĞİLİM ; İNSANIM!

Profesyonel Değilim; İnsanım!

Bu makale “HızlıAdam” Blog Yazarı Bünyamin Kapıcıoğlu Tarafından “Konuşan Adamlar” Blogda Yayınlanmak Üzere Hazırlanmış Özgün Bir Çalışmadır.
Uzun zamandır iş dünyasına dair eleştiri yazısı yazmıyordum. Bilirsiniz: ağlayıp sızlanmak, şikayetleri çoğaltmak ve başarısızlığı dışsal nedenlere bağlama tembelliği profesyonelce değildir. Lakin farkındalık kısmı profesyonelliğin ta kendisidir. Neyin ne olduğunu bilmekten bahsediyorum. Daha çok, amatör yöneticileri ilgilendirecek bu yazımda iş dünyasında tabandan tavana headshot yapmak istiyorum
profesyonellik nedir
Konusan adamlar
En basit açıklamasıyla,
Profesyonellik: Yapılan işi kusursuza yakın, kabul edilebilir ve sürdürebilir biçimde icra etmektir.
Profesyonel Kişi: İşinin gerektirdiği şartları yerine getirebilen ve karşılığında yaptığı işin gerektirdiği ücreti talep etmekten çekinmeyen kişidir.
Bunlar basit ve genel tabirler. Profesyonelliğe yüklenmiş yüzlerce anlam vardır. İşin vahim kısmı anlam yükleyenlerin ne kadar profesyonel olduğunu sorguladığımızda ortaya çıkıyor.
İş hayatınızda sizden daima yüksek verimlilik beklenir. Daha hızlı üret, daha hızlı hizmet ver, daha çok sat, daha iyi iletişim kur, daha daha daha… Baktığımız zaman profesyonellik, dahasını arama sanatına dönüşmüş durumda. Hal böyleyken, sizin ruh halinizin, ortamın veya şartların hiçbir önemi kalmıyor. Eğer profesyonelseniz dahasını yapmak zorundasınız. Bana göre değil! Toplumsal algı bu yönde malesef.
  • Aile içi huzursuz edici bir durumunuz mu var?
  • Geçim problemine bağlı maddi kaygılarınız mı var?
  • Yakınlarınızın veya sizin sağlık probleminiz olabilir mi?
  • Küresel problemler veya sosyal sorumluluklar kafanızı meşgul ediyor olabilir mi?
Hiç önemi yok! Eğer profesyonelseniz duygularınıza kürtaj yaptırmanız beklenir. İşe başladığınız anda en iyisi olmalısınız. “Lütfen özel hayatınızı işe yansıtmayın” demezler mi adama? Fakat güzel bir sevişmeden sonra işe mutlu mesut gelip pozitif enerjinizi tüm ofise yansıtabiliyorsanız, özel hayatınızı patronun odasında bile icra edebilirsiniz. Neden? Çünkü işe yarıyor. Çünkü verimliliği arttırıyor. Öyleyse problem yok! İşte buna profesyonellik denilmekte.
Yanlış Yanlış Yanlış! 
Sırf iyi satıyor diye terfi sırasında öncelik verilen ve yönetici konumuna yükselen çok insan tanıdım. İyi satmak ile iyi yönetmek aynı becerinin sonucu değilken nasıl olur da o çok profesyonel patronlarınız, iyi satıyor diye x kişiyi başınıza yönetici olarak diker? Galiba tezim doğrulanıyor. Profesyonellik dahasını arama sanatıdır.
Göz ardı edilen kısım ise daha çok satan veya korku, heyecan, tutku gibi duygularını aldırmış olan insanların yöneteceği ekibin ruhunu unutmak oluyor. Birçok işi makineler yapabilirken neden halen daha insanlar kullanılıyor? Makinelerin ruhu olmadığı için olabilir mi?
Kabul Ediyorum
Özel hayatımızdaki problemler ile diğer iş arkadaşlarımızın performansını düşürmeye hakkımız yok. Yine kabul ediyorum; işyerleri para üretmek için vardır ve en çok parayı üreten, paranın üretilmesine aracılık ederken en çok faydayı sağlayan personeller terfi almalıdır. Kabul ediyorum, hep daha iyisi vardır ve daha iyi olmanın arayışında olmak gayet profesyonelce bir tutumdur.
Fakat!
İnsanların; geçim, korku, gelecek kaygısı gibi problemleri profesyonelcilik oyunu ile unutturulabilir problemler değildir. İnsanlar bu problemlerden uzaklaşabilmek için çalışır zaten.
Öyleyse Soru(?)
Çalışanlarınızı bu problemlerden ne kadar uzaklaştırabiliyorsunuz?
Profesyonelliğin diğer bir tanımı:
Az Verip Çok İsteme Eylemi
Firmada yolunda gitmeyen durumlar varken çalışanların bu problemlere kulak tıkamasını isteyen patronlar vardır. Maaşlar geciktiğinde “Her firmanın zor dönemleri olabilir” söylemini öne sürerler. (Haklılar)
Haklılar haklı olmasına da, profesyonellerin zor dönemleri olabileceğini hatırlıyorlar mı acaba?
Satış danışmanına hedef koyup prime koşmasını sağlarken hedef tuttuğunda sadaka değerinde prim veren o çok profesyonel firmalara seslenmek istiyorum: Ek çabadan elde edilen ek karın personele düşen payı bu mudur? Profesyonellik dahasını isteme sanatı mıdır? Daha çok kazanç + daha düşük personel masrafı = daha çok kar. Bravo diyerek alkışlıyorum.
Peki ya primlerin aylarca ödenmemesi? Bir satıcıya “tezgahtar gibi çalışmamalısın” deyip tezgahtar gibi sabit maaşı reva görmek profesyonelliğin kaçıncı maddesi acaba?
Ya da işini, kurallara bizzat uyarak icra eden kişilere karşı ek beklentiler neden ortaya çıkar? Daha heyecanlı olması neden beklenir? Pozitif olmak ne demektir? Pozitif kelimesi bir enerji unsuru değil midir? İnsan davranışına uyarlanan pozitif enerji söylemi bir takım duygu düşüncenin dışa vurumu değil midir?
Bu durumda profesyonelliğin temelinde duygunun yattığını da göz ardı etmemek gerekir.
Bunu göz ardı ederek profesyonel kişi yetiştiren bazı kurumlar bir süre sonra “Amatör ruhlu olun” söylemleriyle karşımıza çıkar. Çünkü bir çok şey doğru yapılıyordur. Kural hatası sıfırdır. Sunum, çalışma vs kusursuzdur. Bir şey hariç: “İşi icra eden kişinin ruhsuzlaşması”
Robot yerine insan kullanılıyor olmasının bir farkı olmalıdır. Bunu geç farkeden kurumlar robotlaştırdığı insana ruh yükleyebilmek için amatörleşmesini talep edebilir. Amatör ruhtan asıl kasıt; heyecandır. Heyecanı görmek isterler.
Öyleyse,
Profesyonelliği Yeniden Tanımlamak İstiyorum:
profesyonellik
Konuşan Adamlar
Profesyonellik, işi kabul edilebilir formatta yürütebilme sanatıdır.
Profesyonellik kabul edilebilir şirket çıkarı sağlamak değildir. Kabul edilebilir gelir paylaşımı yapabilmektir.
Profesyonellik tek taraflı beklenti ile sağlanamaz. İşin parçası olan tarafların (müşteriler de dahil) tatmin edilebilmesi ile mümkündür.
Profesyonellik yöneticilere mahsus değildir. Satış konusunda iyi olan kişi “satış profesyoneli” – Yönetmek konusunda iyi olan kişi ise “Profesyonel yönetici”dir. Aynı şekilde hijyenik temizlik yapan bir hademe “Profesyonel Temizlikçi” olabilir.
Profesyonelliğin ödülü mevcut pozisyonlar arasında geçis sağlamak ile sınırlı kalmamalıdır. Kişiye özel yeni bir pozisyon açabilme yetkinliğidir.
Profesyonellik insanların duygularını kürtajla aldırtmak değildir. Heyecan, tutku, üzüntü, korku gibi duyguları yaşatabilme (insanlığı sürdürebilme) becerisidir. Kişi, başarısız olmaktan endişe duyabiliyor ve başarmaktan mutlu olabiliyorsa, kaybetme korkusu veya kazanma duygusu yaşayabiliyorsa profesyonellik en çok ona yakışıyor demektir.
YÖNETENLERE TAVSİYEM:
Çalışanlarınızdan her şartlar altında profesyonel olmasını beklerken; çalışanlara uygun şartları sağlayıp sağlayamadığınızın mukayesesini iyi yapmalısınız.
Profesyonel çalışanlar yetiştirmek için sınırlı pozisyonlara ilişkin terfiler vermek yerine kişiye özel (kişinin uzmanlığını ifade eden) yeni pozisyonlar açabilirsiniz.
Özel hayatında problemleri olan çalışanlarınıza rehberlik hizmeti sağlayamıyorsanız, kendine zaman ayırmasına göz yumacak şekilde yedek kulübenizi oluşturabilirsiniz.
YÖNETİLENLERE TAVSİYEM:
İşin şartlarından şikayetçiyseniz daha iyi iş alternatifleri arayabilirsiniz. Mevcut şartlarda daha iyisini bulamıyorsanız, sizin için en iyisi mevcut işinizdir. Bu durumda şartlara isyan etmek yerine en iyisine sahip olmanın tadını çıkarın. İşinize sarılın.
Duygularınızı ofis dışında bırakmayın. Onları da yanınıza alıp çalışmaya öyle başlayın. Robot değil insan olduğunuzu unutmayın.
Özel hayatınızdaki problemleri iş yerinize fatura etmeyin. Problemleri aşabilmek adına iş yerinizde çözümü arayın. Göreceksiniz ki işe daha sıkı sarılmak özel hayatınızdaki problemleri minimize edecektir.
HASSAS DENGE:
Profesyonel iş ortamının hassas dengesi: İşe konu olan tüm tarafların tatmin edilebiliyor olmasına bağlıdır.
Dolayısıyla beklentiler,  “ne kadar tatmin edebiliyorum” sorusunun cevabına göre geliştirilmelidir.
Bünyamin Kapıcıoğlu
Yazar Hakkında: İş dünyasına dair kişilerin gelirini olumlu yönde etkileyecek makaleler yazan Bünyamin Kapıcıoğlu, 13 Ağustos 2013 yılından itibaren tecrübelerini “Hızlı Adam” isimli bloğunda paylaşıyor. Ticaret’e 7 yaşında başladı ve 70 yaşına kadar satış, pazarlama, kişisel gelişim, kariyer ve blogculuk adına paylaşımlarına hız kesmeden devam etmeyi planlıyor. 
İş Dünyasına Dair Profesyonel Makaleler Okumak İçin HızlıAdam’ı Ziyaret Edebilirsiniz >> Profesyonel Yazılar


YENİ BİR PAZARLAMA KANALI INSTAGRAM

Merhaba değerli Konuşan Adamlar okurları, 

Sosyal medyanın hayatımızda ki yeri ve önemi her geçen gün, bir önceki güne oranla değer kazandığı bir dönemde işletmelerin bu mecrada ki yerleri de önemli hale gelmiştir. Artık klasik hale gelen Facebook, Twitter gibi sosyal medyada reklamlar, pazarlamalar standart boyuta ulaşmış durumda. Şöyle de diyebiliriz, bir maden bulduk ve o madeni bitirmesek de stokları zorladık. Artık Facebook üzerinden pazarlama sabit hale geldi ve ilgi çekmemeye başladı. Bugün üzerinde duracağımız konu INSTAGRAM. Yeni bir sosyal medya aracı sayılmasa da son 2 yıl içerisinde büyük bir çıkışa geçen Instagram ufak, büyük çaplı işletmelerin yeni umudu haline gelmeye başladı. Bizim ilgileneceğimiz konu ise işletmemizi, firmamızı Instagram üzerinden nasıl değerlendirebilir ve pazarlama tekniği uygulayabiliriz.

Instagram Logo

YENİ BİR PAZARLAMA KANALI INSTAGRAM

 Öncelikle firmanızın ne üzerine satış yaptığı yada neyi pazarladığını tam olarak belirten bir slogan bulmalısınız. Unutmayın büyük şirketler sloganlarıyla akıllarda kalır. (Ör. O bir dünya markası) dediğimizde aklımıza BEKO yada (Gazoz olma Efsane ol) dendiğinde ULUDAĞ gazoz aklınıza geliyorsa bu sloganlar işe yaramıştır. Sizde bunlar  gibi bir slogan bulun. Sizi yansıtan ve müşteriye çekici ve sempatik gelen bir slogan. Daha sonra oluşturduğunuz Instagram hesabından satacağınız veya pazarlayacağınız ürünün fotoğraflarını koyun. Fotoğraflar özenle çekilmiş ve açıklayıcı olsunlar.
 Mesela bir ayakkabı satacaksınız. Ayakkabıyı 3 farklı kadrajdan  fotoğraflayın ve bunları birleştirin. Bu durumda kullanıcılar her açıdan ayakkabıyı görebilir, aklındaki soru işaretlerini düşürebilir. Fotoğraf birleştirme için kullanabileceğiniz programlardan PhotoScape yada Photostitch programlarını kullanarak birleştirme işleminizi yapabilirsiniz.

  Instagram hesabınızın açıklama kısmına kısa bir şekilde ne ve nasıl satış yaptığınız hakkında bilgileri giriniz. (Ör. Kapıda ödeme, 3 iş günü içerisinde teslim, 1 hafta içerisinde geri iade kabul) gibi satış bilgilerinizi bir ön bilgi olarak oraya sunabilirsiniz. Tabi bunlar olmasa da olur çünkü zaten sitenizin linkini yazacağınız için bunlara sitenizde de yer verebilirsiniz ama yazmanızı öneririz. Açıklamanın en üst kısmı ve en alt kısmına Mail adresiniz, sitenizin linkini paylaşarak sitenize ulaşmasını sağlayacaksınız. Buraya kadar işlemleri takip ettiysek en büyük sorunumuza geldik. Müşteri ! 

  İşin asıl inceliği burada başlıyor. Müşteri çekmek. Bunun için ünlü isimlerin fan hesaplarının altına ilgi çekici bir yazı ile insanların ilgi duydukları ürününüze ulaşmasını sağlayın. Bu tür reklamlar ile organik kullanıcı kazanacaksınız. Ama aldatma yazılar ile kullanıcıların profilinize girmenizi sağlamak güven sarsar ve bir faydası olmaz. Eğer ayakkabı satıyorsanız  (#Nike, #Adidas #Spor ayakkabılar # Nikeairmax vs vs ) etiketlerini kullanarak kullanıcıların yani ileride müşteriniz olmasını istediğiniz kesimlere ulaşabilirsiniz. Size gelen takipleri geri takip ederek kullanıcılar ile etkileşim içinde olduğunuzu onlara yansıtmalısınız. Arada bir kullanıcıların fotoğraflarını beğenmek ne kadar ilgili ve aktif bir işletme olduğunuz izlenimi verir. 
Nike Air Max

Çekilişlerin Etkisi

Reklam aşamasında başarılı olabilmek için yapılacakların arasında promosyon  kategorisinde bulunan ufak yarışmalar ve  çekilişlerin yeri çok önemlidir. Ufak bir hesap yapalım. Bir yarışma yapacaksınız ve ödül olarak 1. ye bir çift spor ayakkabı vereceksiniz. Biliyoruz ki kullanıcılar bu tür yarışmaları severler. Yarışmanın kurallarından birine örnek verelim. Kullanıcılar size Direkt mesaj yolu ile fotoğraflarını ulaştıracak siz ise bunları yayınlayacaksınız. En çok beğeni alan fotoğrafın sahibine bir çift Nike Airmax ayakkabı hediye edeceksiniz. Yarışmaya ilk aşamalarda 100 kişi katıldığını var sayarsak daha çok beğeni almak için kullanıcıların re-post yolu ile yapacakları paylaşımlar sizin 1 çift ayakkabı yarışması ile ne kadar aktif kullanıcı kazanacağınıza örnektir.  Bunları 10 günde bir tekrar etmeniz halinde 2 3 ay gibi kısa bir sürede ulaşabileceğiniz kitle başlangıç için mükemmel olacaktır. 
Bir işletmenin başarılı olabilmesi için Pazarlamanın 4P sini başarılı bir şekilde sırasıyla uygulaması gerekiyor. Bu yıllardan beri süregelen bir pazarlama tekniği olsa da şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Hiçbir pazarlama tekniği güven ve sadakat veren bir işletmeden başarılı olamaz. Bunu vizyon edinin ve kullanıcı yani müşteri güvenini sağlayın.
Pazarlamanın 4P kuralını bilmeyenler için açıklayayım.
ÜRÜN (Product)
FİYAT (Price)
DAĞITIM (Place)
TUTUNDURMA (Promotion)

Pazarlama ile ilgili diğer yazımızı okumak için BURAYA TIKLAYINIZ.

UYANIK ESNAFIN GİRİŞİMCİLİK TAKTİĞİ

Uyanık Esnafın Girişimcilik Taktiği

Merhaba değerli Gerçekleri Konuşan Adamlar okurları,

Bu hafta belirlediğimiz konumuz çok ucuz maliyet ile firmanızın veya işletmenizin reklamını nasıl yapabileceğiniz ile ilgili size bilgi vermek. Bilgi toplumuna geçiş süreci ile artık bilgili, fikirli ve öncü olanların kazandığı döneme girdik. Artık Fizik, kas gücünün yerini, bilgi ve beyaz yakalılar(Mühendis, öğretmen, bilim adamı) almış bulunuyor. Bu durum geçinme şartlarını iyice zorlaştırmaya başladı. Hani ekmek aslanın ağzında diyorlardı ya ! artık değil. Ekmek aslanın midesinde.

Geçen süreler içinde yaşanan bir olayı bugün sizinle paylaşıyorum. Neden diye soracak olursanız bu girişimci arkadaşımızın yapmış olduğu başarılı girişimden yeterince ders almadığımızdan ve hala ısrar ile basit sıradan girişimciliğin dışına çıkamadığımızdan. Her neyse ! Size kısaca konuyu açıklamak istiyorum. Benim güzel yurdumun esnafı olan bir oto lastik tamirciliği yapan arkadaşın 50 TL lik broşürler bastırıyor. Bu broşürleri akşam olunca metro, cadde, otobüs durakları gibi işletmesinin yakın olduğu yerlere dağıtıyor. Yerde 50 TL bulanlar sevinse de ne yazık ki bu sevinç çok kısa sürüyor. 50 TL bulduğunu düşünen insanlar para zannettikleri broşürü açtıklarında gördükleri bir oto lastik tamircisi reklamı. Girişimcilik budur işte. Belki bazı kesimden olumsuz tepkiler aldı belki küfürle karşılandı ama bunu görenlerin çoğu o girişimciyi tebrik etti ve reklamını yapmış oldu. Aşağıda gördüğünüz resim size açıklayıcı bir kare olacaktır.

50 TL lik broşür

En azından her gün yolda yürürken elimizin bir kenarına zorla sıkıştırılmaya çalışılan broşürler gibi sıradan değil. İnsan kendi özgür iradesiyle bu broşürlere ulaşıyor.  Girişimcilik anlayışının bu seviyeye ulaştığı bir dönemde artık yeni fikirler üretemeyen işletmeler zor durumda kalmaya mahkum olacaktır.

Gerçekleri Konuşan Adamlar ekibi olarak buradan bunu düşünen uygulayan o insana tebriklerimizi iletiyoruz.

MÜLAKATLARDA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI adlı makalemizi okumak için tıklayınız.

Beden Dili Kullanarak İş Sahibi Olun

Beden Dili Kullanarak İş Sahibi Olun

Merhaba Gerçekleri ”Konuşan Adamlar” okurları,

İş hayatının en büyük gerçeklerinden biriside mülakatları geçebilmektir. Dünyadaki ahiret denebilecek bir noktada olan mülakatlarda size sorulan sorulara verdiğiniz cevaplar kadar o cevaplarla birlikte uyguladığınız beden dilidir. Ağzınızdan dökülen cümleler ile bedeninizin ters orantılı olarak davranması sizi ve karşıda ki yöneticiyi çelişkiye düşürür. Size yardımcı olmak için bir işe başvurma sürecinden başlayıp giyinme, vakit ayarı, beden dili kullanımı ve işi alma evresine kadar olan bütün adımları araştırmalarımız sonucu sizinle paylaşacağız. Bu yazımızdan hemen sonra MÜLAKATLARDA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI adlı makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.

Beden dili

1- Mülakata Çağrılma

Cw’nizi yolladığınız X firmasından bir mail geldi ve sizi belirli bir tarihte görüşmeye çağırdı. Bu güzel bir başlangıç. Yapmanız gereken ilk şey o firmanın hakkında önemli bilgileri öğrenmek olacaktır. Bunun için Google’dan yardım alabilirsiniz. Neleri araştırabilirsiniz bir bakalım.
  • X Firması kaç yılında kuruldu ?
  • X Firmasının kaç çalışanı var ?
  • X Firması uluslararası bir kurum mu ?
  • X Firmasının vizyonları nelerdir ?
gibi soruların cevaplarını bilmek size artı bir hareket olarak geri dönebilir. Mutlaka gitmeden önce bu bilgileri edinin, bazı bilgiler hayat kurtarır.

2- Ne giyeceğim ?

Bu soru gittiğin kuruma göre değişkenlik gösterebilir ama biz bir kaç örnek verelim. uluslar arası bir firmada pazarlama müdürü olarak işe başlamak için başvurdunuz ve mülakat günü geldi. Takım elbise giymek hoş bir görüntü katabilir. Kravat takmak çok resmi olabilir. Takıp takmamak size kalmıştır. Her hangi bir firmada işçi olarak çalışmaya başlayacaksanız, tamamen spor giyinmenizi tavsiye ederiz. Her zaman rahat elbiseler giymenizi öneririz. 

3-Mülakata gelme zamanı

Çağrıldığınız firmanın yerini biliyorsunuz ve saat 15:00’da görüşmeniz var.  Görüşeceğiniz yere gitmeden bir saat önce yemek yemenizi ve ağzımızı kokutan yiyeceklerden kaçınmanızı tavsiye ederiz. Yanınızda naneli sakız bulundurmanız iyi olacaktır. Görüşme stresi ile sigara üstüne sigara yakmanız durumunda ağzınızın kokmasına ve sigaranın üstünüze sinmesine yol açan olumsuz bir sonuç olacaktır. Eğer sigara kullanıyorsanız görüşmeden yarım saat önce 1 tane içebilirsiniz. Yavaş yavaş içerseniz ağzınız fazla kokmayacaktır. Firmaya görüşmeden 10 dakika önce gelmeniz uygun bir zamanla dilimidir. Firmaya girdiğinizde sağınızda yada solunuzda sizi sekreter karşılayacaktır. Hafif tebessüm ile ona görüşmeye geldiğinizi belirtmeniz uygun olacaktır. Onun haber vermesini bekleyene kadar orada ki bir koltuğa oturabilirsiniz. 

4- Görüşmeye başladınız

Vakit geldi ve X firmasının yöneticisi sizi içeriye davet etti. Odaya girdiğiniz zaman hemen bir yere oturmak hoş karşılanan bir davranış değildir. Bekleyin ve onun sizi buyur etmesini bekleyin. Size soracağı ilk sorulardan biri ne içersiniz ? olacak ve sizde buna hayır ben almayayım teşekkür ederim demeyeceksiniz. Görüşmelerde içeceği geri çevirmek hoş bir davranış değildir. Oraya en uygun içecek çay olabilir. Eğer çayı sevmiyorsanız ben su alabilirim demeniz olabilir. Otururken her zaman dik durmaya önem gösterin. Beden dili yorumcularında yapılan açıklamalarda belimizin eğri olması yada başımızın öne doğru bakıyor olması  öz güven sahibi olmayan, çekingen biri anlamına geliyor ki siz oraya tuttuğunuzu koparmaya gittiğiniz için dik durun ve çok abartılı görünmeyecek şekilde bacak bacak üstüne atın. Rahat tavırlar sergileyin ama fazla gevşek olmayın. 

5- Gülümsemenin faydaları

Görüşmenin bekası için sürekli hafif tebessüm eder halde olunuz. Ortamın yumuşaklık derecesini siz ayarlayın. Bazen size tuzak sorular, terleten sorular sorulur. Bazende sizin sinirinizi ölçmek amaçlı sizi kızdırabilecek soruları size soracaklardır. Siz duruşunuzdan ödün vermeyin ve hep tebessüm ederek cevaplarınızı verin. Karşınızda bu işin eğitimini almış profesyonel bir kişi var ve bir psikolojik savaşa giriyorsunuz eğer bu savaşı kazanırsanız yeni işinize merhaba diyebilirsiniz.

6-Sorulara verilen cevaplar

Görüşmenin amaçları arasında sorular, gözlemler, ve beden dili vardır. Bunların en büyük etkisi arasında sorulan sorulara verilen cevap vardır. Bu konuyu daha detaylı okumanız için dün hazırladığımız  MÜLAKATLARDA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI adlı makalemizde bunun cevabı vardır.

7- Beden dili gözlemleri

İnsan kaynakları yöneticisi ile otururken oturuşunuz, bakışlarınız, ve el hareketleriniz çok önemlidir.  Yönetici sizinle diyalog halinde ise  gözlerinizi sakın ondan kaçırmayın. Konuşmanın sonuna kadar dikkatli bir şekilde dinlemeniz iyi bir dinleyici olduğunuz ve karşınızdaki insanı dikkate aldığınız izlemini verir. Ellere gelince ellerinizi bir birininin içine geçirmeniz alternatif duruşlardan bir tanesidir. Kollarınızı birbirine bağlamanız demek iletişime kapalı olduğunuz anlamına gelir. Konuşma boyunca dik durun hafif tebessüm edin. Ve kollarınızı bir birine bağlamayın. Bazı sorular çok kolay sorulur. Bunlar tuzak sorular olduğunu düşünürüz fakat değildir. Örneğin ”Bugün ayın kaçı ? ” gibi sorular ile karşılaşırsanız hiç şaşırmayın. 
Umarım faydalı olabildik. Gerçekleri ”Konuşan Adamlar” saygıyla sunar.
Beden Dili

Mülakatlarda Sorulan Sorular ve Cevapları

İş Mülakatlarında Sorulan Sorular ve Cevapları


Merhaba Gerçekleri Konuşan Adamlar okurları,

Firmalara görüşmeye çağrıldığınız da bir takım sorular ile sizi terletmeye çalışacak insan kaynakları vardır. Firmalar farklı olsa da bazı sorular benzer şekillerde mülakatlarda adayların karşısında sürekli geliyor ve adayların tecrübeli olması için bu sorulardan klasikleşmiş olan bazılarını araştırmalarımız sonucu bir makale oluşturduk. Bu yazımızdan hemen sonra, Mülakatta ne giymeli ? Mülakatta beden dili ve mimikler, mülakattan önce nelere dikkat edilmesi gerekiyor gibi konuları araştırmaya ve deneyimlerimizle birlikte yeni makalemiz çok yakında sizlerle.

1-Neden buradasın ?

Bu kritik bir sorudur. Sonuçta işverenin beklentisi sizin gerçekten bu işle ilgili olduğunuz için orada olduğunuz yönünde. Bu her zaman böyle mi oluyor ? olmayabiliyor ama buraya verebilecek cevabın, kişi olmak istediği için oradaysa ki öyle olması gerekiyor. Vermesi gereken cevabın bir kurumun hangi sektörde faaliyet gösterdiği ile alakalı olması gerekiyor. Örnek verirsek ”Şu sektörde ben çalışmak istiyorum. Sizde bu sektörde önde gelen bir firmasınız. Ondan dolayı sizin firmanızdan gelen teklifi değerlendirmek istiyorum. Sizin kurumunuzda çalışmak benim kariyer hedeflerimden biridir”. Şeklinde cevap verilmesi olumlu sonuçlar doğurabilir.

2-Bu işe başlarsan seni en çok ne zorlar ?

Bu soruya adayın doğru cevap vermesi için başvurduğu iş ile ilgili detaylı bir bilgiye sahip olması gerekir. Cevap vermek için cevap vermeniz karşınızdaki insan kaynakları yöneticisi tarafından gözden kaçmayacaktır.  Detaylı bir bilginiz yok ise zaman kazanmak ve biraz daha bilgi almak için soruya soruyla cevap vermeniz gerekmektedir.  Daha sonra kendisini zorlayabileceğini düşündüğü pozisyonları söyleyerek ” Şu alanlarda zorlanabilirim fakat bunlarla şu şekilde baş edebilirim. Sonuç olarak herkes yeni bir işe başladığı bir pozisyonda zorluk çeker. Bunlarla başa çıkmak için ise çok hızlı öğrenirim, bu konuda eğitimlere katılır, kurum içinde uzman kişilerle birebir görüşme yapar ve kurumun dökümantasyonlarına göz atarım şeklinde de cevap verilebilir.

3-Kendinizi 5 sene sonra nerede görüyorsunuz ?

Bu mülakatların en klişeleşmiş sorularından birisidir. Buna vereceğiniz ”5 sene sonra kendimi yönetici olarak görüyorum” cevabı sizi olumsuz bir noktaya getirir. Bunun yerine kişisel cevap vererek ” 5 sene içinde ben bu kurumda sorumlu bulunduğum alanda 4 adet projeyi hayata geçirmeyi, bir takım yeni hizmetleri hayata geçirmeyi, bana verilen sorumluluklar doğrultusunda satışları büyütmeyi hesaplıyorum diyebilirsiniz. Yöneticilikten çok ekip çalışmasına daha çok önem veriyorum diye cevap verirseniz, yönetici olmak istiyorum cevabından daha olumlu bir izlenim bırakacaktır. Söylediğiniz her şeyi gerekçeleriyle birlikte yansıtmanızı tavsiye ederiz.

4-Zayıf yönleriniz nelerdir ?

Bu soru sorulduktan sonra bir liste yapmak oldukça mantıksız olacaktır. Bir diğer verilen cevap ise ”Zayıf yanım yok” cevabıdır. Bunu söylemek en büyük zayıflık olarak görülür. Herkesin bir zayıf yanı vardır. Fakat zayıf yanlar kuvvetli yanların habercisidir. Bilgisayar konusunda yoğun çalışan birinin iletişim konusunda biraz zayıf olabilir. İletişim ile ilgili çalışanlarında donanımla ilgili deneyimi yoktur. Burada verilebilecek ideal cevaplar ne olursa olsun yalandan uzak durmak gerekir. Dürüst olmak her zaman doğru olmayabiliyor, bazen yalan değilde biraz eksik konuşmak faydalı olur. Dediğimiz gibi verebileceğiniz ideal cevap örneğin bilişim sektöründe yoğun çalıştığımda gündemden habersiz kalmak gibi zayıf yanlarım olabilir gibi bir cevap verebilir.

5- Ne kadar maaş beklentin var ?

Artık iş bağlandı ve beklediğiniz maaşlar sorulur. Bazen formlarda ne kadar ücret düşünüyorsunuz ? diye bir soru vardır. Bunu boş bırakmak bir cevaptır. Ama olumsuz bir cevaptır. Eğer yüz yüze bu soru soruluyorsa ” Sizin ücret skalanız da bunun bir yeri vardır, bu konuda anlaşabileceğimizi düşünüyorum ” diyerek bu şu anda gündemim değil biraz daha iş konuşalım diyerek güzel bir geçiştirme yöntemidir.  Konuşmamak doğru değil, erken konuşmakta doğru değil, karşı tarafın sorularına sakin ve düşünerek cevap vermek her zaman avantaj sağlar.

6- Neden biz ?

Bu soruya kesinlikle cevap vermek gerekiyor. Buna kurumun büyüklüğünü vurgulayarak cevap vermek ve bunu abartmadan yapmak size artı kazandıracaktır. Neden bizi seçtiniz ? sorusuna ” sizi seçtim çünkü benim alanımda en iyi yerlere ulaşmış ve tanınmış bir kurumsunuz. Benim kariyerimde sizin kurumunuzda iyi işler yapmak size ve kendime bir şeyler katmak için sizi seçtim cevabını verebilirsiniz.
Bu yazıyla alakalı diğer yazılarımızı okumak için BURAYA tıklayınız.

Gerçekleri ”Konuşan Adamlar” Mülakat soruları

İşletmeler İçin Bilgi Neden Önemlidir ?

İşletmelerde bilginin yeri ve önemi

21. yy ortalarında işletmelerin geldiği nokta göz önüne alındığında  bilgi işletmeler açısından asıl sermaye konumuna ulaşmıştır . Önceki dönemlerde tarım aletlerine, daha sonra sanayi devrimiyle birlikte makinelere, günümüz bilgi toplumuyla birlikte artık insanlara yatırım yapılmaya başlanmıştır. Seminerler, eğitimler, toplantılar… Bunların hepsi insana yatırımdır. Peki neden insanlara bu yatırımı yapıyorlar ?

Bilginin önemi

Şirketlerin entelektüel sermayeye yaptıkları harcamalar, rakip firmalardan transfer ettikleri insanların bilgisine dayalıdır. Bilgi tek başına bi anlam ifade etmiyor. Bilgi insanın beyninde hayat buluyor. Firmaların bunu kabullenmesi gerekiyordu ki nitekim bunu yaptılar ve artık bilginin önemi daha çok arttı. Bilgi bir kurumun temel taşlarını oluşturur. Nasıl ki bir inşaatta sıva olmadan bina olmaz, kurumda da bilgi olmadan Firmalar başarılı olamaz.

Bilgi

Bilginin insanlık tarihinde hep var olması dikkat çekici bir noktadır. Günümüz bilgi toplumunda bilgiyi elde edemeyen, kullanamayan, saklayamayan şirketler hep iflas etmeye mahkum olmuşlardır. Yaptığım bir araştırma sonucu ortaya çıkan bir gerçek var. Amerika da şirketler AR-GE çalışmalarına 8 yıl ayırmışlar. Neden mi sonunda bir bilgiye ulaşmak için. Bilginin sınırları olmaz. O kadar geniş bir kavramdır ki herkesi aradığını bilgi sayesinde elde edebilir. Bilgi doğar, geliştirilir, saklanır, kullanılır, çoğaltılır, paylaşılır, geliştirilir, birleştirilir ve etkinleştirilir. Bilgi istekli kişiler tarafından elde edilebilir. Bilgi elde eden kişinin dünyası genişler, bilgisi artar, hayata bakışı iyileşir. İnsanoğlunu kimi zaman boş başağa benzetilmiştir. Bilgi edinen insan olgunlaşır dikleşir ve güçlenir.
Şunu belirtmek isterim ki; bilgi toplumun her alanında bulunan ve bizler ondan faydalandıkça üstüne bir şeyler ekledikçe faydalı hale gelen bir kaynaktır. Bilgi ikiye ayrılır

  1. Açık bilgi  :  Her şekilde insanlar tarafından yazılara dökülmüş ve herkesin ulaşabileceği bilgi türüne denir
  2. Örtülü bilgi : İnsanın zihninde oluşan bilgi türüdür. Önemli bir bilgi türüdür. İşletmeler örtülü bilgiyi açık bilgiye dönüştürmek için bir uğraş içinde olurlar. Değerli bir hocamın örtülü bilgi hakkında şu cümlesi her şeyi açıklar nitelikte. ”Örtülü bilgi insanın akşam evine giderken beyninde taşıdığı bilgidir”. 

Beyaz yakalılara duyulan ihtiyaç

 İşletmeler uzun vadeli çıkarları doğrultusunda çalışır ve işlerini yürütürler. İnsanlara yapılan bu eğitim programları, seminerler de ileriye dönük kazanılacak kâr düşünülerek yapılan yatırımlardır. Bilgi toplumunun yansımasıdır bu aslında. Eski döneme kıyasla mavi yakalıların oranı kadar beyaz yakalılar hakimdir artık yeni dünyaya. Yani Beyaz gömlekli olarak bahsettiğimiz Mühendisler, bilim adamları, öğretmenler, yöneticiler.Toplumun yeni saygı gören yüzü Beyaz yakalılardır. Hayatımızın her alanında beyaz yakalıları görmek mümkündür.

 Teknolojik akımın getirdiği yenilikler doğrultusunda artık sermaye denince akla paradan önce gelen bir şey var. Bilgi. İnanılması güç belki de paradan daha değerli bir sermaye fakat artık bu şekilde yürüyor dünya sistemi.

Kas gücünün yerini makine, onun da yerini bilgi aldı. Bilgiyi insandan ayrı düşünmek imkansızdır. Bilgi ve insan birbirini tamamlayan puzzle haline geldi. Bunun sonucunda hızla küreselleşen dünya bir bütün haline geldi. Ve bilgiye ulaşmak daha da kolaylaştı. Bilginin maliyeti oldukça düştü. Fakat bununla birlikte bilgiye olan ihtiyaçta arttı. Bilgiye doğru zamanda ulaşmak işletmelerin bir numaralı vizyonları haline geldi.

Üretim ve Üretim Faktörleri

Üretim faktörleri 4 bileşenden oluşuyor.

  • Doğa 
  • Emek 
  • Sermaye 
  • Girişimci

Günümüz şartlarıyla geldiğimiz konum üretim faktörüne 5. bir bileşeni daha bünyesine kattı. Üretimin 5. fonksyonu bilgidir. Bilgi girişimcinin beyninde hayat bulur. İşletmelerin bilgiyi kullanabilmesi bilgiye yaptığı yatırım bu sebepten önemlidir. Bilginin işletmeler açısından öneminin yanı sıra bilginin çeşidinin de önemli bir rol oynamasıdır. İşletmeler için bilginin önemli olması için gereken bazı kurallar şöyledir. Güvenilir olması, doğru zamanlı olması, ekonomik olması, ulaşılabilir olması gibi bilgi kriterleri bilginin değerini de arttırır.

Konuşan adamlar Pazarlama kategorisi saygıyla sunar.

10 Kuruş ile Zengin olmanın Yolu

10 Kuruş ile Zengin olmanın Yolu

9.90 ? 29.90 ? Bu fiyatlar artık her yerde. Sebebini hiç merak ettiniz mi ? Neden 10 TL değil de 9.90. Ne fark eder ki deme ! Ne farkeder ki diye düşünerek yaptığımız alışverişler aslında o kadar önemsiz değil. Neden mi ?

10 kuruş

İndirimli fiyat uygulaması adı verilen bu uygulama araştırmalara göre, psikolojik olarak müşterilere ürünün küsüratlı olması, o ürünün daha ucuz olduğu düşüncesini yansıtıyormuş. Vay anasını dememek elde değil. Bir de işin para üstü evresi var. İşsiz birisi olarak çok derin ve gereksiz bir araştırma yaptım. Bu para üstlerinin nereye gittiğini daha çözemedim ama, sanırım kasiyerlerin gün sonunda hesapları sonucu cebinde kaldığını düşünüyorum.

9.90

10 kuruş para üstü 100 kişiden 10 TL yapar ki bir Carfurrsa’yı ele aldığımızda günlük en az 2000 müşterisi olduğunu göz önüne alırsak 2000 kişiden 200 TL yapar. Herkes para üstü bırakmadığını farz edersek yaklaşık 100 TL kalıyor günlük 100 TL bırakılan bir yer 365 günden 36 bin 500 TL yapıyor. Bu markette 3 sene çalışan birisi 36 bin 500×3=109.500 yapar. Artık sizde zenginsiniz 🙂 Şimdi anladınız değil mi 10 kuruş ne kadar önemli ?
Ben bu zamana kadar hiç almazdım, fakat bu saatten sonra kesinlikle para üstü bırakmayacağım 🙂